Kadın Hastalıkları, Ankara

Kadın üreme organlarını ilgilendiren iltihabi hastalıklar, myomlar, çeşitli kistler gibi hastalıkların yanında kısırlık, vajinismus ve cinsel işlev bozuklukları gibi konuları da içeren bir terimdir. Kadın hastalıklarının zamanında tedavi edilmesi yaşam kalitesini artırır ve ileride karşılaşılabilecek sorunların önüne geçer.

Rahim İçi Kalınlaşması (Endometrial Hiperplazi)

 Üreme çağındaki her kadında rahim iç zarı, adet döngüsü boyunca belli bir kalınlığa ulaşır ve adet dediğimiz süreç ile birlikte rahim içinde oluşan bu doku, dökülerek bir sonraki siklus için yeni doku oluşumu sağlar.

Çeşitli hormonal nedenlerle rahim içindeki bu dokunun dökülememesi  ve birikmesi durumuna endometrial hiperplazi denir.  Halk arasında rahim zarında kalınlaşma, rahim içi kalınlaşma ya da rahim duvarı kalınlaşması şeklinde ifade edilir. İleriki yıllarda rahim içi kanserine dönüşebilmesi nedeniyle önemli bir hastalıktır.

Vücuttaki hormon salgılayan yumurtalık kistleri ve tümörleri, polikistik over sendromu, ilk adet sonrası ya da menopoz öncesi dönemdeki adet düzensizlikleri sadece östrojen içeren hapların kullanılması gibi nedenlerle de oluşabilmektedir.

Hastalar çoğunlukla düzensiz ve aşırı  adet kanaması, adet öncesi sonrası günler süren lekelenme gibi yakınmalar ile başvururlar. Bazen hiç yakınma yokken rutin jinekolojik muayene ve kontrollerde de tespit edilebilir. Özellikle menopoz sonrası kadınlar adet görmediklerinden tanı gecikebilmektedir. Bu nedenle yıllık kadın doğum muayeneleri büyük önem taşır.

Rahim duvarı kalınlaşması tespit edildiğinde mutlaka rahim içinden biyopsi yapılır. İşlem için genel  ya da lokal anestezi uygulanabilir. Günümüzde biyopsi için çok ince plastik kanüller kullanıldığında poliklinik şartlarında gerçekleştirilebilen son derece kolay ve kısa bir işlem haline gelmiştir. Biyopsi materyali mutlaka patolojik incelemeye gönderilmelidir.

Patoloji sonucu kanser hücresi saptanmayan rahim içi kalınlaşması vakaları 3 aylık ilaç kürü ile tedavi edilebilir. Tedavi sonunda kontrol biyopsi yapılarak tam iyileşme teyit edilir. Yine patoloji sonucuna göre bazı hastalara tedavi sonrası hormonlu spiral uygulanması da faydalı olmaktadır. Risk faktörü olan veya kansere dönüşme olasılığı az sayıda olan vakalarda rahim alınması ameliyatı gerekmektedir.

Polikistik Over Sendromu (PKOS)

Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz bu hastalık, çok geniş bir semptom ve bulgu yelpazesine sahip olması nedeniyle bir çok kişide kafa karışıklığına yol açmakta ve hatta yanlış tanılara sebep olmaktadır. Toplumda görülme sıklığı %10’ lara kadar çıkmakla birlikte ağır polikistik over sendromu tablosu çok daha azdır. Hastalar çoğunlukla adet düzensizliği, tüylenme, sivilcelenme ve kilo artışı yakınmaları ile başvururlar. Ultrasonografide yumurtalıklarda artmış folikül- yumurtacık sayısı ve yumurtacıkların inci kolye görünümü oluşturacak şekilde yumurtalık kenarına yerleşim göstermesi tipik tanı kriterlerinden biridir. Hormon tablosunda LH/FSH oranının 2 kat ve üzeri saptanması ve androjenlerde artış görülmesi de bulgular arasındadır. Özellikle obez hastalarda insülin direnci ve kan lipitlerinde artış görülebilir. Yine hafif prolaktin artışı olası bulgular arasında yer almaktadır.

Polikistik over sendromlu hastalarda adet düzensizliğinin özellikle gecikmiş adetlerin nedeni, yumurtlamanın geç oluşmasıdır. O nedenle klasik yumurtlama günü tahminleri bu hastalar için geçerli değildir. Bazı hastalarda yumurtlama sadece 10 gün gecikirken bazılarında bu süreç 6 aya kadar uzamaktadır. PKOS’ lu hastaların % 20’ ye yakınında görülen kısırlığın en önemli nedeni  budur. Yine rahim içinin uzun süre östrojen hormonuna maruz kalması nedeniyle endometrial hiperplazi ve hatta takipsiz olgularda rahim içi kanseri görülme olasılığı da göreceli olarak artar.

Özellikle obez hastalarda artan insülin direnci ve kan lipitleri nedeniyle ileri yaşlarda diyabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperkolesterolemi gibi metabolik hastalıkların görülme olasılığı da artmıştır.

Bir takım teoriler bulunmakla birlikte, PKOS nedeni kesin olarak bilinmeyen bir hastalıktır. Dolayısıyla tedavisi de semptomlara yönelik olarak yapılmaktadır. Obez hastalarda vücut-kitle indeksinin azaltılması öncelikli hedef olmalıdır. Bazı hastalarda sadece kilo verilmesi bütün semptomları ortadan kaldırabilmektedir. Akne ve hirsutizm yakınmaları için antiandrojenler ya da siklik tedaviler planlanmalıdır. Aadet düzensizliği olanların, çocuk istemi olup olmaması göz önünde bulundurularak tedavi seçenekleri düzenlenmelidir. İyi bir takip ve tedavi ile polikistik over hastalığının olumsuz etkileri minimalize edilerek hastaya optimal bir yaşam seçeneği sunulabilir.