Tüm dünyayı etkisi altına alan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak kabul edilen Covid- 19 enfeksiyonu, Coronavirüs ailesinin bir üyesidir. Pandemi dünyada birden fazla kıtada ve ülkede etkisini gösteren ve çok geniş yayılım gösteren salgın hastalıklara verilen genel isimdir. Covid- 19 da hızla yayılan, belirgin bir tedavisi olmayan ve bazı hastalarda ölümcül seyreden bir çeşit virüs enfeksiyonudur.
Covid- 19 nedir, nasıl bulaşır, korunma yolları nelerdir, gebelik ve emzirme sürecindeki seyri gibi soruların cevaplarını Op. Dr. Meral Sönmezer’ in bu yazısında bulabilirsiniz.
İlk olarak Çin’ in Wuhan kentinde Aralık 2019 yılında bildirilen Covid- 19 salgını kısa sürede diğer ülkelere yayılmıştır. Covid- 19 virüsü, 2003 yılında Hongkong’ da ortaya çıkan ve 37 ülkeye yayılan SARS (Severe Acute Respiratory Syndrome) -CoV ve 2013 yılında Orta Doğu’ da ortaya çıkıp yayılan MERS (Middle East Respiratory Syndrome)- CoV virüsleri gibi corona virüs ailesinin bir üyesidir.
Bu nedenle SARS CoV- 2 olarak adlandırıldı. SARS ve MERS virüslerinin öldürücülüğü çok daha yüksek iken Covid- 19 virüsünün molekül ağırlığının çok daha düşük olması ve vücutta bazı reseptörlere kolaylıkla bağlanabilmesi nedeniyle kıtalararası yayılan ve hemen hemen tüm dünya ülkelerinin etkisi altına alan bir pandemiye dönüşmüştür. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 27 Nisan 2020 itibariyle tüm dünyada tanı konmuş corona enfeksiyonu sayısı 2,97 milyon iken, iyileşen kişi sayısı 869 bin ve bu virüsten ölen kişi sayısı ise 207 bin olarak açıklanmıştır.
T.C. Sağlık Bakanlığının 26 Nisan 2020’ de açıkladığı ülkemiz güncel verilerine göre ise toplan vaka sayısı 110.130, iyileşen vaka sayısı 29.140 ve kaybedilen hasta sayısı 2805 olarak açıklanmıştır.
Virüsün temel bulaş şekli damlacık yoluyla gerçekleşir. Bu ne anlama geliyor; hasta kişinin öksürmesi, hapşırması sırasında maskesiz vaziyette 2-4 metreden daha yakın mesafede bulunmak, hasta bireyin enfekte eliyle dokunduğu yüzeylerle temas ettikten sonra elimizi yüzümüze, ağzımıza ve burnumuza götürmek şeklinde temaslar neticesinde bulaş söz konusu olabilmektedir.
Virüs vücuda girdikten sonra hiçbir belirti görülmeyen 2-14 gün arası bir süre mevcut. Bu virüsün bu kadar hızlı yayılmasının en önemli nedeni de bu uzun inkubasyon süresi sayılabilir. Zira kişi hasta olduğunu anlayana kadar birçok kişi ile temas etmiş ve bulaştırmış olabileceğini belirten Op. Dr. Meral Sönmezer, virüs bulaşını önlemek için en etkin yöntemlerin hali hazırda sosyal izolasyona dikkat edilmesi ve dış ortamlarda mutlak surette maske kullanılması olduğunu belirtmektedir.
En yaygın belirtileri ateş, öksürük, boğaz ağrısı, sık nefes alıp verme, oksijen açlığı hissi, yaygın kas eklem ağrıları, bazı vakalarda ishal, tat ve koku duyusunun kaybı ilk belirtiler olabilir. İleri vakalarda pnömoni, böbrek yetmezliği, pıhtılaşma bozukluğuna bağlı DİC (dissemine intravaskuler koagulasyon) ve sonuçta ölüm söz konusu olabilir. Daha önce de belittiğim gibi vakaların %80 i hastalığı hafif veya semptomsuz atlatırken, ölüm hızı son istatistikler ışığında % 2 civarındadır.
Coronavirüs nedeniyle ölen hastalar incelendiğinde ortalama yaşın 49- 56 olduğu ve vakaların %30-50’ sinde hipertansiyon, diyabet, kalp yetmezliği veya KOAH gibi bir ek hastalık bulunduğu gözlenmiştir.
Öncelikle 14 gün içinde pozitif bireyle temas öyküsü olan veya 14 gün içinde virüsün yoğun olarak saptandığı bölgede bulunmuş olan ve en az bir semptom gösteren gebelere test yapılır. Bunun dışında başka bir nedene bağlanamayan solunum yetmezliği olan kişilerde de test yapılması gerekir.
Covid-19 tanısı PCR (Polimeraz Chain Reaction) testi ile konur. Bu testin sonuçlanması 2-4 günü bulmaktadır. Oldukça pahalı olan bu testin %30 kadar yanlış negatiflik riski vardır. Son zamanlarda daha sıkça kullanılan ve 15 dakikada sonuç veren ve virüse ait antikorların tarandığı test ile tanı olasılığı artmıştır.
Testin negatif çıkması her zaman virüs negatifliği anlamına gelmez. Özellikle test boğaz sürüntüsü ile alınmış ama hastalık akciğer aşamasına geçmişse test negatif olmasına rağmen hastalık pozitif olabilir. Bu nedenle aralıklı olarak testin tekrarlanması ve akciğer grafi ve tomografileriyle testin desteklenmesi özellikle semptomatik hastalar için önemlidir.
Gebe hastalar fetüsün zarar göreceği korkusuyla görüntüleme yöntemlerinden kaçınabilirler ama uygun önlemler alınarak gerekli testlerin yapılması tanı ve tedavi için çok önemlidir. Öncelik her zaman annenin sağlıdır.
Bugüne kadar yapılan çalışmalarda tüm hastaların yaklaşık %80’ inin bu hastalığı hiç belirti olmadan veya hafif nezle belirtileri ile geçirdiği gösterilmiş. Gebelerde seyri ile ilgili elimizde çok fazla veri olmamakla birlikte gebeliğin hastalığın seyri açısından ek bir risk faktörü oluşturmadığı belirtilmektedir.
Henüz yeterli vaka sayısı oluşmadığından net bir bilgi olmamakla beraber daha önceki corona enfeksiyonu türlerinde ilk üç ayda enfeksiyonu geçirenlerde yüksek ateşe bağlı doğumsal anomali riskinde artış saptanmıştır. Yine erken doğum ve sezaryenle doğum oranları da normal gebeliklere göre fazla seyretmiştir.
Covid- 19 ile ilgili henüz yeterli çalışma mevcut değildir. Çin’ de 9 gebe hasta ile yapılan bir çalışmada klinik bulguların gebe olmayanlarla benzer olduğu belirtilmiştir. Bütün vakalarda pnömoni görülürken hiçbirinde ventilatör ihtiyacı olmamıştır. Diğer bir vaka serisinde 9 gebenin 6 tanesinde fetal sıkıntı ve erken doğum deneyimlenmiştir. Bu serilerin ikisinde de anne ölümü olmamıştır. Ancak vaka sayıları çok az olduğu için kesin verilere ulaşmak için zaman gereklidir.
SARS salgınında gebelerde ölüm oranı %25 iken, MERS2 te % 23 idi. Covid-19 virüsü genetik olarak SARS ile % 79, MERS ile % 50 benzerlik göstermektedir.
Coronavirüs pozitif gebe sayısı istatistiki analiz yapmak için henüz yeterli olmamakla birlikte, şu ana kadar anneden bebeğe rahim içi süreçte vertikal geçiş saptanmamıştır. Corona testi pozitif gelen bebeklerin doğum sonrası anne ile yakın temas nedeniyle enfekte olduğu düşünülmektedir. Yine yapılan analizlerde anne sütünde de coronavirüse rastlanmamıştır.
Bu konuda da elimizde yeterli veri mevcut değildir. Coronavirüs ailesine ait diğer enfeksiyonlardan yola çıkılarak yapılan tahminlerde ve çok az vaka serisi ile yapılan çalışmalarda fetal sıkıntı ve buna bağlı artmış erken doğum oranları söz konusudur. Yine henüz net olmamakla beraber gebeliğin ilk 3 ayında geçirilen corona enfeksiyonuna bağlı olarak bebekte bazı anomaliler gelişme olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır.
Coronavirüs için henüz kesinleşmiş bir tedavi ajanı bulunmadığından gebelikte Covid- 19 saptandığında enfeksiyon hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, göğüs hastalıkları, anestezi ve yenidoğan uzmanlarının bulunduğu multidisipliner bir ekip tarafından izlenmelidir. Birinci öncelik gebenin izolasyonu ve genel durum açısından desteklenmesidir. Tedavi modalitesi hastalığın seyrine ve ağırlığına göre bu ekip tarafından belirlenecektir.
Yeni corona virüs doğum şeklini etkilemez. Enfeksiyon taşıyan hastanın normal yolla veya sezaryenle doğurması mümkündür. Elimizdeki veriler ışığında Covid- 19 lu gebelerin bebeklerinde fetal sıkıntı nedeniyle sezaryen doğum hızının artmış olduğu görülmektedir. Annenin genel durumu, bebeğin geliş şekli, gebelik haftası ve doğum travayının uzayıp uzamayacağı gibi faktörler göz önünde bulundurularak vajinal ya da sezaryen doğum kararı verilebilir.
Yapılan PCR çalışmalarında anne sütünde virüse rastlanmamıştır. Doğum sonrası bebeğe geçişin anne ile temas neticesi olduğu düşünülmektedir.
Bu nedenle annenin bebeğe teması sırasında çok dikkatli davranması gerekir. Bebeğin ilk besini olan ve son derece kıymetli olduğu bilinen anne sütünden mahrum kalmaması için anne emziriyorsa bebeği kucağına almadan önce ellerini yıkamalı, maske ve gerekli koruyucu ekipmanı giymelidir.
Eğer bebek, memeden pompa ile süt sağılarak biberon yoluyla beslenecekse her kullanımdan önce pompa ve biberon strerilize edilmelidir. Hastaya özel pompa ve biberon kullanılıp katı sterilizasyon kuralları uygulanmalıdır.
Sonuç olarak tüm dünyayı fiziksel, ekonomik ve sosyal olarak etkisi altına alan bir pandemi ile karşı karşıyayız. Henüz kesin bir tedavi ya da aşı bulunmadığından elimizdeki en önemli silahımız koruyucu tedbirler olduğunu belirten Op. Dr. Meral Sönmezer bu süreçte gebelerin iki kat dikkatli olmalarını tavsiye ediyor.
Randevu Talep Edin